Evvelzaman

özge dünyam…

Best Buy Nedir?

Posted by admin under Bilişim-İnternet

evvelzaman.net

 

evvelzaman.net

Best Buy Nedir?

 Best Buy beyaz eşyadan bilgisayara, cep telefonundan müzik setine geniş bir tüketici ürün yelpazesini tek mağazada sunan ve oldukça büyük bir zincir.ABD den sonra şimdi Türkiyede İzmirde.Yıllardır Best Buy.com da ürün fiyatlarına bakar iç geçirirdim.Çünkü fiyatları Türkiyeye göre oldukça cazipti.Bir arkadaşım ABD deki bir arkadaşı vasıtasıyla Türkiye’ye gelişleri esnasında buradaki fiyatından 400 tl daha ucuz Sony Vaio marka laptop getirtmişti BestBuy dan..Ben de  alışveriş yapmak bile istemiştim ama internet üzerinden alacak olsam  gümrüğe takılma durumundan dolayıda cesaret edememiştim.Neyseki artık İzmirde açılmış..

 

Best Buy çalışanlarına kısaca Mavi Tişörtlüler deniliyor.Mavi Tişörtlüler; dinamik, güler yüzlü, teknolojiyi bilen, anlayan, teknolojiyi hayatının bir parçası haline getirmiş Best Buy mağaza çalışanlarıdır. Trendleri takip ederler ve her zaman yeni fikirlere açıktırlar. Yaratıcı fikirleriyle çalışma ortamlarına katkıda bulunurlar. Müşterilerinin farklı ihtiyaçlara sahip olduklarını göz önünde bulundurarak, onlara eşsiz ve kişiye özel çözümler sunar, ihtiyaçlarını baştan sona giderirler.
Kısaca Mavi Tişörtlüler teknolojiyi basitçe, herkesin anlayacağı dilde anlatır, bundan da büyük bir zevk alırlar.

Şimdiye kadar görmedima ama yarıyıl tatilimde İzmirde olursam ilk uğrayacağım yer olacaktır eminim.

DÜNYADA BEST BUY
Best Buy 45 milyar dolarlık cirosuyla dünyanın en büyük teknoloji mağazası desek yalan olmaz.

13 ülkede yaklaşık 4 bin mağazası ve 155 bin çalışanı bulunan şirketin kendine ait 9 farklı markası olduğunuda belirtelim.

Konu: Best Buy nasıl güvenilir mi?      Best Buy Nerede?     Best Buy Promosyonlar

 

Sahibinden.com hakkında merak edilenler.

Türkiye’nin en çok ziyaret edilen ve beğenilen alışveriş sitelerinden olan Sahibinden.com nasıl bir şirket?

Sahibinden.com da kaç kişi çalışıyor? Kazançlarını nasıl elde ediyorlar?

Bu tip sorular benimde ilgimi çekiyordu..

Geçenlerde  webrazzi ‘de Sahibinden.com Yönetim Kurulu Üyesi Mert Aksoy ile yapılan sohbeti izleyinde bu sorularıma cevap bulabildim..

Merak edilen sorulara cevaplar bulacaksınız eminim..

Sahibinden.com da ki  çalışan kişi sayısı baya çok .Ben bu kadarını beklemiyordum açıkçası.140 kişilik personelin maaşını mağaza ve doping ilanlarından kazandıklarına göre baya bir getirisi var anlaşılan.Ama çalışma ortamı ise çok sıkışık ve sıkıcı gözüküyor.(İnternet cafe gibi:)) Bence sahibinden com gibi bir şirketin ofisi daha geniş ve rahat bir ortam olmalıydı.
Dakika 02.38- 02.50 arası çalışanlar neredeyse hiç memnun değilmiş gibi bir hava var.Çalışan personelin maaşlarını merak ettim ama cevabını bulamadım:)

Konu:Sahibinden.com hakkında merak edilenler

Fanatik Marşlar Yarışıyor

Posted by admin under Genel

Fanatik Marşlar adlı bir sitenin duyurusunu yapmak istiyorum bugün.Sitede takımların marşları yarışıyor..

Oldukça hoş bir düşünce.Ben neden daha önce düşünemedim:)

Site Kullanıcıların takımlara ait tezahüratları söz, müzik ve video olarak gönderdiği Fanatik Marşlar içerik paylaşımına eğlenceli bir platform sunuyor. Gönderilen tezahüratları baz alarak puan durumu da yaratan girişimde, tezahüratlar farklı kategoriler altında sınıflandırılıyor.

Kullanıcılarına ait profil sayfaları da bulunan serviste, tezahürat gönderen kullanıcılar ayrı bir liderlik tablosuna alınıyor ve burada onlar da yarışa dahil ediliyor. Kullanıcıların sisteme gönderilen tezahüratlara puan verebildiği serviste, eğlenceli tezahüratlar, nostaljik tezahüratlar gibi kategorilerin yanında elbette +18 kategorisi de yer alıyor. “Yeterince fanatik olduğunuzu düşünüyorsanız burası sizlik” sloganıyla sunulan kategoriye neyse ki şu ana kadar içerik gönderen olmamış.

Futbol fanatikleri için eğlenceli olacağını tahmin ettiğimiz ve alıştığımız türden girişimlerin dışında olduğu için ilgimizi çeken Fanatik Marşlar’ın Türk takımlarının yanında, yabancı takımların da tezahüratlarını barındırdığını belirtmiş olalım.

Trabzonspor taraftarı olarak bir örnekle yazıma son vermek istiyorum:)

 

Konu:Fanatik Marşlar

 

Hz. Adem‘in çocukları nasıl çoğaldı?

Günümüzde sıkça karşılaştığım bir soruya buradan da cevap vermek istiyorum..Hz adem ve havva nın çocukları neden birbirleriyle evlenmiş.yani kardeş kardeşe nasıl nikah kıyılmış.bu mümkün müdür.böyle birşey varmıdır?bu doğruysa günümüzde de kardeşler birbirleriyle evlenebilir mi?

Cevaben:Fıtrat da, şeriat da, yaratılış da, hüküm de Cenâb-ı Hakka aittir. O dilerse hükmünü ve şeriatını değiştirir, dilerse fıtratları ve yaratılışları değiştirir. Hüküm ve irâde onundur. Biz buna iman ediyoruz.

Cenâb-ı Allah nasıl ilk insanın harcını bizzat kudret eliyle yoğurdu ve yarattıysa, ikinci ve üçüncü sıradaki insanlar için de ya doğrudan kudretiyle, ya hükmüyle, ya da şeriatıyla bir yaratılış modeli elbette getirmiştir. Bunu bizden soracak değil.

Cenâb-ı Hak kardeşlerin evlenmesini haram kılmış ve bu haramlığı insanın fıtratına yerleştirmiştir. Bu gün hak dine inansın inanmasın, kardeş evliliği dünyada hiçbir toplumda yoktur. Fakat insanlığın yeni çoğalmaya başladığı o günde, Cenâb-ı Hak o insanların fıtratlarıyla da örtüştürdüğü farklı bir şeriatı pekâlâ uygulayabilir. Fıtratlarımız, kalplerimiz, nefislerimiz ve hayatlarımız Cenâb-ı Allah’ın elinde ve iradesindedir.

Hazret-i Âdem’in (as) ilk çocuklarının nasıl çoğaldıklarıyla ilgili Kur’ân’da açık bir bilgi yok. Öyleyse bizim o konuyu merak etmemize gerek de yoktur. Bir takım rivayetler—ne derece güvenilir, tartışılır—sıralanabilir. Ama ne gerek var? Kur’ân’ın bildirmediği bir konuda bize teslimiyet düşüyor. Binlerce yıl sonra Hazret-i İsa’yı (as) Hazret-i Meryem’in rahminde babasız yaratarak bir örnek gösteren Cenâb-ı Allah, Hazret-i Âdem’in (as) kızlarının rahminde babasız çocuklar yaratmaya kadir değil mi? Elbette kadirdir. Zaten bu durumda bile, ilk karından sonra bu çocuklar birbirleriyle en yakın teyze veya akraba çocukları oluyorlar ki, böylece birbirleriyle evlenebilmeleri bizim şeriatımızla da mümkün oluyor.

Bununla beraber Cenâb-ı Allah onlara farklı bir şeriatla da muamele buyurabilir. Meselâ—yaygın olan şekliyle—ikiz doğmayanları birbirleriyle kardeş kılmayabilir ve böylece evlenmelerine imkân vermiş olabilir. Allah’ın hikmetinden suâl sorulmaz.

Konu:

Konu:Hz. Adem‘in çocukları nasıl evlendi?

Google dur durak bilmiyor.

Gün geçmiyor ki yeni bir özelliğini piyasaya sürmesin.Bu açıdan googleyi tebrik ediyorum..

Web geliştirileri ve tasarımcıları için sürekli olarak yeni araçlar geliştiren  Google, Google Labs bünyesinde geliştirdiği yeni aracı Google Browser Size’ı kullanıma sundu.

Özellikle Web tasarımcıları için oldukça yararlı olabilecek bu yeni araç ile, Web site ziyaretçilerinin, web sitenize geldikleri ilk  anda, kaydırma çubuklarını kullanmadan, web sayfalarının hangi bölgelerini görebildiklerini oransal olarak, görebilmektesiniz.

Google.com’u ziyaret eden kullanıcıların, Web tarayıcı boyutlarından hareketle elde edilen veriler ışığında, bu oranlama verilmekte.

Bu aracı denemek için yapmanız gereken; Google Browser Size’a buradan gitmek ve web adresinizi girdikten sonra Go butonuna basmak. Google Browser Size, web sitenize gitmekte ve farklı renkler ile oransal bölgelere ayrılmış bir şeffaf örtüyü web sayfanızın üzerine germekte.

e.z
(evvelzaman.neti  test ettim)

Google Browser Size; web sayfalarınızda öne çıkmasını istediğiniz tasarım ayrıntılarını ve çeşitli butonların (indirme, yardım toplama, üyelik formları db.) yerleşimlerini, daha yüksek verim alabileceğiniz bir düzen içerisine yerleştirebilmenize yardımcı olmakta.

Karikatürlerle 40 Hadis 

Aylar önce, karikatürlerle ifade edilmeye çalışılan “40 Hadis” uygulamasıyla karşılaşmıştım. Hoşuma gitmişti. 

Uygulamayı siteye eklemek istemiş ve bu uğurda hayli çabalamama karşın; pratik ve düzenli bir yapıda ekleyememiştim… 

Bugünlerde, bu uygulamanın sitelere eklenebilen bir versiyonuyla karşılaştım ve atak yaptım. 

Dilerim böylesi anlamlı çalışmaların sayısı artsın… 

Ve, Hasan Aycın’ın çizgileriyle “40 Hadis”

Alıntı:mbirgin

Başbuğ’a Tepki(m) Var

Posted by admin under Gündem

 

Genelkurmay Başkanı önceki gün Trabzon’da bir basın toplantısı yaptı.Neler söylediğini azçok biliyorsunuz.Başbuğ’un yaptığı bir  inkar politikası. Hazırlanan bazı andıçların medya mensuplarını hedef aldığı biliniyor. Şimdi çıkıp da medyayı, akademisyenleri, siyasetçileri suçlamak bence yanlış bir tutum. Başbuğ’un temiz sayfa açıp, ‘Geçmişte böyle hatalar yapıldı ama bundan sonra daha dikkatliyiz’ demesi gerekir. Ama hâlâ inkâr politikası yapılıyor. Güçlükonak katliamı, 33 er katliamı, bazı faili meçhul cinayetlerin daha sonra ortaya çıkması, JİTEM yok denilirken birdenbire var olduğunun anlaşılması ve Cem Ersever’in JİTEM’in bir başka kanadı tarafından öldürülmesi, Poyrazköy kazısında ortaya çıkan silahlar, bu silahların İlker Başbuğ tarafından içi boş diye küçümsenmesi, darbe planlarının ortaya çıkması. Biz bütün bunları biliyoruz, yaşadık ve hepsi meydanda.

İlker Başbuğ, kendinde, siyasetin her yönü hakkında görüş bildirme hakkı olduğunu düşünüyor. Ne söylediklerinden çok, bu hakkı kendinde görüyor olması problemlidir. Maalesef bu da çok eski bir geleneğe dayanıyor ve hâlen Başbuğ açısından değişmiş değil. Bu düşünceleri Trabzon’da bir gemide değil, bir binanın bodrum katında seslendirmiş olsa da bir şey değişmeyecekti aslında. Ancak Türkiye’de değişen şudur: Artık Genelkurmay Başkanı böyle bir açıklama yaptığında ‘doğal’ karşılamayan ve buna tepki gösteren insanların sayısı bir hayli kabarık. Bu da meselenin bence önemli yanıdır. Değişimin zaten hissedildiği alan da budur.

Genelkurmay siyasetten uzak durması lazımken siyastin göbeğine yerleşti adeta..Gazetecilere veryansın etmesi çok garip geldi bana.Kimin ne deyip ne demeyeceğine Genelkurmay Başkanı karar veremez. Bu ülkede ifade özgürlüğü var. Herkes istediği gibi konuşabilir. İfade özgürlüğünü kullanamayacak tek grup varsa o da elinde silah olanlardır. Eğer konuşmak istiyorsa elindeki silahı bırakıp sivil olsun. Bu ülkede emekli korgeneraller hakimleri korkutmak için evlerinin yakınlarında bomba patlattıklarını söylüyorlar ve bu insanlar hakkında hiçbir işlem yapılmıyor. Terör eylemleriyle Genelkurmay irtibatlandırılmak istenmiyorsa bu tip olaylarda gerçekleri açığa çıkarmak zorunda.

Askerlerimiz görevlerini yapsın başka bişey istemiyıruz..Kendilerine menate edilen askerlere sajip çıksın başka bişey istemiyoruz.Bu günleri göreceğiz inşallah..Gidişat o yönde..

 

İslamibilinc.com adlı   sitemizin barındığı servera saldırı olduğu için güvenlik nedeniyle olsa gerek forum 2 gündür kapalı durmaktadır..

Bu durumun bizden kaynaklanmadığını belirtmek istiyoruz..

Sitemiz kısa süre sonra eski faal durumuna geçecektir inşallah.

Bu durum nedeniyle özür dileriz..

 
evvelzaman

evvelzaman

Peygamberimizin a.s  Hanımlarının Evlenememe Nedeni

 ve

 Peygamberimizin Hz. Zeynep’le evliliği

Hz Muhammed a.s hayatı boyunca birçok evlilk yaptı..Birçok evliliği neden yaptığının cevabını sonraya bırakarak bir başka konuya açıklık getirmek istiyorum bugün.

Biliyorsunuz Hz Muhammed peygamberin hanımları ümmetin anneleri olarak nitelendiriliyor Kuran-ı Kerim’de.Dolayısıyla Peygamberin vefatından sonrada evlenmeleri haram kılınmış oluyor..Peki neden?

Ağır başlık, ağır konular… İslam karşıtlarının çok fazla konuştuğu ve ekseri toplumun pek de bilgi sahibi olmadığı bu iki konu hakkında konuşmaya çalışacağım Muhammed Esed(r.a) tefsirini referans alarak. gibi Peygamberimizin( a.s ) hanımlarının evlenememeleri ile ilgili sorulan Ahzab 6 ve 40′ı ve Hz. Zeynep ile evliliğinin aktarıldığı Ahzab 37-38-39 bu yazımızın konusu. Başlayalım.

 Hemen ayeti okuyoruz:

AHZAB 6. Peygamber, müminler üzerinde, onlar[ın kendileri üzerinde sahip olduğun]dan daha büyük hak sahibidir, ve [o'nu bir baba gibi gördüklerinden] Peygamber’in eşleri onların anneleridir: (8) [bu şekilde] yakın olanlar, Allah’ın buyruğu gereğince, birbirleri üzerinde [Yesrib'deki] müminlerden ve [Allah rızası için oraya] göç etmiş olanlardan daha fazla hak sahibidirler. (9) Ancak [öteki] yakın dostlarınıza karşı da (10) en güzel şekilde davranmalısınız: bu [da] Allah’ın buyruğu gereğidir.

8 – Bu ayet, daha önce iradî ve tercihe dayalı ilişkilerin (kan bağına dayalı yakınlıklardan farklı şekilde) anılması ile bağlantılı olarak, tercihe dayalı manevî ilişkinin en üst tezahürüne işaret etmektedir: yani, Allah’tan vahiy alan Peygamber ile onun izinden gitmeyi özgürce kabul eden kişi arasındaki ilişkiye. Bu konuda Hz. Peygamber’den şu Hadis rivayet edilir: “Beni kendinize babanızdan, çocuklarınızdan ve bütün insanlıktan daha yakın görmedikçe hiç biriniz gerçek mümin olamazsınız.” (Enes’den naklen Buhârî ve Müslim ve benzer rivayetlerle öteki Hadis külliyatı.) Bütün Sahâbe, Hz. Peygamber’i toplumun manevî babası olarak görürdü. Bir kısmı -mesela İbni Mes‘ûd (Zemahşerî’den naklen) yahut Ubey b. Ka‘b, İbni ‘Abbâs ve Mu‘âviye (İbni Kesîr’den naklen)- yukarıdaki ayeti, “o’nu babaları [olarak] gördüklerinden” açıklayıcı ifadesini eklemeden okumazdı. Tâbi‘în’in büyük kısmı da -Mücâhid, Katâde, ‘İkrime ve Hasan Basrî de dahil olmak üzere (karş. Taberî ve İbni Kesîr)- aynı şeyi yapardı: bu açıklamayı parantez içinde eklememin sebebi budur. (Yine bu surenin 40. ayetine ve buna ait 50. nota bkz.) Hz. Peygamber’in eşlerinin “müminlerin anneleri” olma konumlarına gelince, bu, Allah’ın Elçisi’nin hayatının en mahrem tarafını paylaşmış olmalarından kaynaklanır. Bunun sonucu olarak onlar, Hz. Peygamber’in ölümünden sonra yeniden evlenemezlerdi (bkz. aşağıdaki 53. ayet), çünkü bütün müminler onların manevî “evlatlar”ı idi.

9 – Bkz. 8:75′in son cümlesine ait not 86. O notta açıklandığı gibi, bu iki ayete (8:75 ve 33:6) miras kanunları açısından bakıldığında tatmin edici bir açıklama getirilemez: sözkonusu ayetleri bu açıdan yorumlama çabaları, Kur’an söyleminin mantıkî yapısını ve iç tutarlılığını zedelemekten başka bir anlam ifade etmez. Diğer taraftan, her iki ayetin temelde benzer (yani, manevî) bir anlama sahip oldukları açıktır. Tek fark, Enfâl suresinin son cümlesinin bütün müminlerin genel anlamdaki kardeşliğini vurgulamasına karşılık, bu ayetin, her mümin ile Allah’ın Rasûlü arasındaki derin ve özel ilişkiyi öne çıkarmasıdır.

10 – Yani, Kur’an’da çok sık vurgulandığı gibi (özellikle de 8:75′de), bütün öteki inananlara karşı (bkz. önceki not): Başka bir deyişle, bir müminin Hz. Peygamber’e karşı beslediği yüce sevgi, “bütün müminler kardeştir” (49:10) gerçeğini gözardı etmesine yol açmamalıdır. Son derece kompleks bir terim olan ve bu bağlamda “en güzel şekilde” diye çevirdiğim ma‘rûf terimi, “güzelliği herkesin kavrayacağı ölçüde bariz olan herhangi bir hareket” olarak tanımlanabilir (Râğıb).

Peygamberimizin Hanımları İslam toplumunun manevi anneleri olarak bildirilmiştir. Müminler ise Onların manevi evlatları… Çünkü onlar İslam karşıtlarının ağızlarına en fazla doladıkları konuları bildirmişlerdir: Mahremiyetlerini.

Elbette bildireceklerdi çünkü O peygamberdi. Kendisi bizzat öğrencilerine tuvalette def-i haceti yaparken uyacakları ölçüye kadar herşeyi büyük bir olgunlukla öğretmişti. Öğrencileri de iktisati hayatlarından, sosyal hayatlarına aile içi ilişkilerinden yemek yeme usulune kadar herşeyi sormuşlardı.

Konumuz tam olarak bu değil. Çelişkili durum olarak nitelendirilmeye çalışılan bir ayet var üstteki ayetle. Okuduğumuz gibi Ahzab 6′da gibi Peygamberimizin( a.s ) Hanımları müminlerin manevi anneleri oldukları bildirilirken,gibiPeygamberimizin( a.s ) hiç kimsenin babası olmadığı bildirilmektedir Ahzab 40.da

AHZAB 40. [Ve bilin ki, ey müminler,] Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir, (50) fakat o, Allah’ın Elçisi ve bütün Peygamberler’in Sonuncusu’dur. (51) Ve Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

50 – Yani, o bütün toplumun manevî “baba”sıdır (karş. bu surenin 6. ayeti ile ilgili not 8), yoksa yalnız bir kişinin veya belli kişilerin değil: böylece, hasbelkader bir peygamberin fiziksel neslinden gelmiş olmanın, tek başına kişiye bir erdem kazandıracağı anlayışı reddedilmiş olmaktadır.

51 – Yani, mühürün (hâtem) bir dökümanın sonunu göstermesi gibi, o da peygamberlerin sonuncusudur. Hâtem terimi, bu anlamının yanında, aynı zamanda bir şeyin “sonu” veya “sonucu” anlamındaki hitâm ile de eş anlamlıdır: Bundan, Muhammed (s) aracılığıyla vahyedilen mesajın -Kur’an’ın- bütün ilahî vahiylerin sonu ve özü olarak görülmesi gerektiği anlamı çıkarılır (karş. 5:48′in ikinci paragrafının ilk cümlesi ile ilgili not 66 ve 7:158 ile ilgili not 126). Ayrıca bkz. 21:107, not 102.

Aslında bu ayeti zikredilirken hemen öncesinde gelen evlatlığı Zeyd’in hanımı Zeynep ile evlenmesi olayına atıfta bulunulduğu bildirilmektedir çeşitli müfessirler tarafından ama biz bu iki ayeti neden hanımları manevi ana olurken gibi Peygamberimizin( a.s )  baba olmuyor sorusununa cevap verme adına birlikte kullanacağız.

El-cevap: Peygamberimiz  zaten manevi babalarıdır. Fakat  Peygamberimizin( a.s )  hanımlarının manevi ana olması özel bir durumdur ve bu durum ise Peygamberimiz’den kaynaklanmaktadır. Oysaki gibi Peygamberimizin( a.s ) özel durumu hanımlarından değil Cenab-ı Hakk’ın kendisinden kaynaklanmaktadır.

Ayrıca bir kimsenin bir şekilde akraba yahutta başka bir bağ ile gibi Peygamberimizin( a.s ) hanımlarının soyundan olması önemli değil iken, bizzat Peygamberimizin  soyundan olması çok büyük öneme sahipmiş izlenimi uyandırabilmektedir. Hatta ehl-i şia’nın bazı mezheplerince yönetim yalnızca Peygamberimizin soyundan gelenlerin hakkıdır. Şu anda bile. (anti-paratez belirteyim İslam toplumunda değer verilen seyyid kavramının kendi şahsi fikrimce aslunda hiçbir değeri olmadığını bildirmek isterim nacizane.)

Oysa ki Ahzab 40 gibi Peygamberimizin( a.s ) Cenab-ı Hakk’tan kaynaklanan özel durumunu göz önüne alarak  gibi Peygamberimizin( a.s )  kimsenin biyolojik olarak baba hükmünde bakılamayacağı bildirilmiştir

Ahzab 6. da ise gibi Peygamberimizin( a.s ) Hanımlarının gibi Peygamberimden kaynaklanan özel durumları göz önüne alınarak müminlerin manevi anneleri olarak bildirilmiştir. Ve Peygamberimizden kaynaklanan özel durumları nedeni ile Peygamberimiz  öldükten sonra evlenmeleri doğru bulunmamıştır.
(AllahuAlem)

Yani Peygamberimiz  ile  hanımları bir değildir. Birbiri ile kıyas ederek Kur’andaki hükümlere bakamazsınız. Niye o öyle ama bu böyle değil diyemezseniz. Yaparsanız hata ederseniz. Benden uyarması.

Şimdi de İslam karşıtlarının gene üzerinde çokça durdukları üç beş konudan biri olan gibi Peygamberimizin( a.s ) Hz. Zeynep ile evliliğine geldi sıra. Muhammed Esed tefsirinden Ahzab 37-38 ve 39. ayetlerine bakalım

AHZAB 37. VE BİR ZAMAN, (42) [ey Muhammed,] Allah’ın lütufta bulunduğu ve senin de iyilik ettiğin kişiye, (43) “Eşini terk etme ve Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde ol!” demiştin. Ve [böylece] Allah’ın yakında aydınlığa çıkaracağı şeyi (44) içinde gizlemiştin; çünkü insanlar[ın ne düşüneceklerin]den çekiniyordun, oysa çekinmen gereken yalnız Allah olmalıydı! (45) [Fakat] sonra Zeyd o kadınla beraberliğini sona erdirdiğinde (46) onu seninle evlendirdik ki [gelecekte] evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlar[la evlendikleri] için müminler suçlanmasın. (47) Ve Allah’ın buyruğu [böylece] yerine getirilmiş oldu.

42 – İz edatının bu şekilde çevrilmesi konusunda bkz. sure 2, not 21. Yukarıdaki ayetle, 4. ayette ve devamında değinilen “tercihe bağlı” ilişkiler konusuna yeniden dönülmektedir. Muhammed (s)’in tebligatına başlamasından yıllar önce eşi Hz. Hatice, Kuzey Arabistan kabilelerinden Benî Kelb soyundan gelen ve kabile savaşlarından birinde çocuk yaşta esir alınarak Mekke’de satılan genç bir köle olan Zeyd b. Hârise’yi kendisine hediye etti. Muhammed (s), çocuğu alır almaz serbest bıraktı ve bir süre sonra da evlatlığı yaptı. Zeyd de, buna karşılık, İslam’ı ilk kabul edenler arasında yer aldı. Yıllar sonra, bir kölenin yahut özgürlüğüne kavuşmuş eski bir kölenin “özgür doğmuş” bir kadınla evlenmesine karşı eski Arap toplumunda mevcut olan önyargıları kırmak için Hz. Peygamber, Zeyd’i kendi öz halasının kızı Zeyneb binti Cahş ile evlenmeye ikna etti. Zeyneb, Hz. Peygamber’i o’nun haberi olmadan çocukluğundan beri seviyordu ve bu nedenle, bu evlenme teklifine büyük bir isteksizlikle ve yalnızca Hz. Peygamber’in otoritesine saygıdan dolayı razı oldu. Zeyd de bu beraberliğe istekli olmadığından (çünkü o sırada kendisi gibi özgürlüğüne kavuşmuş eski bir köle olan, oğlu Üsâme’nin annesi Ümmü Eymen ile mutlu bir evliliği vardı) bu evliliğin ne Zeyneb’e, ne de Zeyd’e mutluluk getirmemiş olması sürpriz değildi. Zeyd, kendisini sevmediğini gizlemeyen yeni eşini birkaç defa boşamanın eşiğine kadar geldi, fakat her seferinde tahammül göstermeye ve ayrılmamaya Hz. Peygamber tarafından ikna edildiler. Ancak sonunda evliliğin yürüyemeyeceği kesinleşti ve Zeyd, Zeyneb’i H. 5. yılda boşadı. Kısa bir süre sonra da Hz. Peygamber, geçmişteki mutsuzluğundan dolayı üzerinde hissettiği ahlakî sorumluluğu telafî etmek için Zeyneb ile evlendi.

43 – Yani, Zeyd b. Hârise’ye. Allah, onu müminlerden biri kılmış, Hz. Peygamber de yanına evlatlık olarak almıştı.

44 – Yani, Muhammed (s)’in bizzat desteklediği ve ısrarla tavsiye ettiği Zeyd ile Zeyneb’in evliliğinin yürümeyeceği ve boşanma ile biteceği gerçeğini (bkz. bir sonraki not).

45 – Lafzen, “halbuki Allah, kendisinden korkmana daha çok layıktı (ehakk)”. Bu ilahî uyarıya (ki, Kur’an’ın “Muhammed (s) tarafından üretildiği” iddiasını tek başına çürütmektedir) atıfta bulunan Hz. Ayşe’nin şöyle söylediği rivayet edilir: “Allah’ın Rasûlü, kendisine vahyedilenlerden birini gizlemek isteseydi, muhakkak ki bu ayeti gizlerdi” (Buhârî ve Müslim).

46 – Lafzen, “ona karşı arzusu [veya onun üzerindeki "hakkı"] sona erdiğinde”, yani onu boşamak suretiyle (Zemahşerî).

47 – Hz. Peygamber’in, Zeyneb’in geçmişteki mutsuzluğunu telafî etme isteği dışında, evlatlığının eski eşiyle evlenmeye zorlanmasındaki (ayette “Biz onu seninle evlendirdik” ifadesiyle vurgulanmıştır) ilahî maksat, müşrik Arap inançlarının tersine, evlatlık ilişkisinin, biyolojik ebeveyn çocuk ilişkisinden kaynaklanan evlilik sınırlamalarından hiç birine tâbi olmadığını göstermektir (karş. bu surenin 4. ayeti, not 3).

AHZAB 38. [O halde,] Allah’ın kendisi için takdir ettiği şeyi (48) [yapmasından dolayı] Peygamber’e hiçbir suç isnad edilemez. [Gerçekte, bu] sizden önce gelip geçenler için de Allah’ın bir uygulamasıydı; (49) ve [şunu unutma ki] Allah’ın iradesi mutlaka tecelli eder.

48 – Yani, Zeyneb ile evlenmesini; bu da yürürlükteki hukukun bakış açısını ortaya koymayı ve Hz. Peygamber’in kişisel ahlakî sorumluluğu olarak gördüğü konuda o’nu tatmin etmeyi amaçlıyordu.

49 – Yani, Muhammed (s)’den önceki bütün peygamberlerde, Muhammed (s)’de olduğu gibi, bütün şahsî istekler, Allah’a teslim olma kararlılığına uygun düşen isteklerdi: bu da, Allah’ın seçiciliğini karakterize eden ve -daha sonraki yan cümleciğin ifade ettiği gibi- onların “kaçınılmaz/mutlak kader”lerini (kaderen makdûren) oluşturan, doğuştan edinilmiş uyumlu bir ruh halidir.

39. [Ve bu,] Allah’ın mesajlarını [dünyaya] tebliğ edenler, O’ndan korkanlar ve O’ndan başka kimseden korku duymayanlar [için de geçerli olan Allah'ın âdetidir]: hiç kimse, Allah kadar, [insanların yaptıkları için] hesap sorucu değildir!

Muhammed Esed(r.a)’in açıklamalarının üstüne herhangi bir şey söylemenin gerekli olduğunu düşünmüyorum

Not: Sizlere nacizane tavsiyem Kur’an okurken kafanıza takılan bir husus olursa mutlak Muhammed Esed(r.a)’e danışmanızdır.
http://www.kuran.gen.tr/?x=s_main&kid=31(burada online olarak bulunması yanında)
Buradan da çok uygun fiyata sipariş edebilirsiniz:
http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=933

Encodeum

 

 

 

Silvio Berlusconi, lideri olduğu Özgürlükçü Halk Partisi’nin (ÖHP) Milano’nun Duomo meydanında düzenlediği miting sırasında saldırıya maruz kaldı.Berlusconi’nin konuşmasını tamamlamasının ardından, dinleyiciler arasında bulunan bir kişinin saldırısına uğradığı bildirildi.

Erkek olduğu belirtilen saldırganın Berlusconi’nin yüzüne kuvvetli bir yumruk attığı kaydedildi.