Evvelzaman

özge dünyam…

Archive for the ‘Gündem’ Category

1 Saat=1 Yıl

Posted by admin under Gündem

1 Saat=1 Yıl

Dünyayı kurtaran adam olabilirsiniz.Elimden bişey gelmez demeyin.Aslında çok şeyler yapabilirsiniz.Bugün bir siteyler karşılaştım ve içeriğini çok beğendim.Dünyayıkurtaranadamım diye de iddialı bir ismi var:).Dünyamızın içinde bulunduğu ama çoğu kişi tarafından da gözardı edilen konularda bize yol gösteriyor.Sizinde dünyayı kurtaran adam olabileceğinizi belirterek sizi siteyle başbaşa bırakmak istiyorum:

İşte site—-> Dünyayı Kurtaranadamım

Konu:Dünyayı Kurtaranadamım

Share this Post[?]
        

Deniz Baykal’ı sevmem.

Ama bu onun özel yaşamını ihlal ederim manasınada gelmez tabi..Düşüncem;Deniz Baykal bu işi yapmışsa çok büyük bir hata yapmıştır.Aynı şekilde bunu alıp servis edip kullananlarda o hataya ortak olmuşlardır..

Timeturkte geçen konuyla ilgili ayrıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Deniz Baykal’ın seks kasetindeki Nesrin Baytok’un kocasına geçtiğimiz günlerde 297 Milyarlık haciz geldiği ortaya çıktı. Bu bilgi bütün dengeleri değiştirdi.

CHP Lideri Deniz Baykal’ın Nesrin Baytok’la yatak odası görüntüleri gündeme bomba gibi düşerken, CHP kulisleri tarihte görülmemiş biçimde kaynıyor.

Önder Sav, kameralar karşısına geçti ama kasetle ilgili hiçbir soruya cevap vermeyerek, Baykal’a suikast yapılacağıyla ilgili gelen ihbar e-mailiyle ilgili konuştu. İhbar mailinde geçen Mustafa Sarıgül ismini özellikle okuyan Önder Sav, lafı “yatak odası kasetini de Sarıgül servis etti” demeye getirdi.

CHP Kulislerinde bu iddialar kaynıyor, çünkü görüntülerin çekiliş biçimi içeriden birisini işaret ediyor.

KASETTEKİ BAYANIN EŞİNE 297 BİN TL’LIK HACİZ

Bu arada parti yönetimine şok bir bilgi sunuldu. Görüntülerdeki Nesrin Baytok’un kocası Can Baytok’a kısa süre önce 297 Bin TL Haciz geldiği ve ağır bir borç tablosuyla karşı karşıya olduğu yönündeki bu bilgi bütün dengeleri değiştirdi.

Çankaya Belediyesi’nden de çok sayıda iş alan Can Baytok’un asıl bağlantılarının İstanbul’da olduğu biliniyor. Baytok’un Şişli Belediyesi’nden çok sayıda iş aldığını bizzat Mustafa Sarıgül, Vatan Yazarı Mustafa Mutlu’ya açıklamıştı.

CHP yönetimine sunulan bu bilgi sonrası şimdi parti yönetimi faili yakalamak için yoğun çaba sarfediyor. Çünkü parti yönetimi görüntüleri Baytok’un en yakınındaki kişinin çektiğine emin.

Ama ittifak kurduğu kesimin tespiti konusunda netlik henüz yok. CHP yönetimi görüntülerin başına ve sonuna yerleştirilen “ahlaki” vurgulu görüntülerin çok acemice olduğu ve hedef şaşırtmak için yapıldığını düşünüyor.

Bu arada özellikle il başkanlıklarına gelen yoğun tepkileri dindirmek ve Baykal’ın istifasını engellemek için de yoğun çaba sarfediliyor.

CHP Yönetiminin zaman kazanmak için suikast imasını diri tutacağı ve fail bulunduktan sonra parti içi yoğun bir temizliğin başlayacağı belirtiliyor.

Bu arada Nesrin Baytok’un da ortadan kaybolması yönünde karar alındı..

Turktime

Peki bundan sonra ne olmalı?tih Altaylı'nın konuyla ilgili cevabı çok yerinde;

Baykal’a komplo ama

DENİZ Baykal’ın yaptığı hiçbirimizi ilgilendirmez aslına bakarsanız.

Hesabını eşine verir.

Olcay Hanım’a.

Ama ne yazık ki, siyasetin zirvelerinde olunca, hesaplar halka veriliyor.

Deniz Bey’in de öyle yapması gerekecek.

“Bu olay bir komplodur” diyorlar.

Doğru, bu bir komplodur.

Yoksa kim, niye böyle bir ilişkiyi kayıt altına alsın. Kim, niye bunu gece vakti karanlık internet sitelerinde yayınlasın.

Açık bir komplo var. Zaten komplolar olmasa, böyle olaylar nasıl açığa çıkar ki!

Ama komplonun malzemesini verenin hiç mi suçu yok.

Fatih Altaylı

Konu:Deniz Baykal yatak odası

Share this Post[?]
        

Filistin Oluyorum Gözlerinde

Posted by admin under Gündem

 

Filistin Oluyorum Gözlerinde

Bu gün ben başka bir savaş verdim aşka
Sessiz çığlığımı kim duyacak
Seyredecek figanımı,akıp durduracak
Dahi firakında kim söyleyecek şarkıları
Şiirleri kim tutuşturacak
Kimin için yazılacak onca ağıt

Bitmeyecek çığlıklarım
Filistin olacağım ben bu gün gözlerinde
Kan akıtacağım dipsiz yalnızlıklara
Bırakacağım yine gözyaşlarını
Elinle ineceğim kuyusuna Yusufların
Gözlerine değen gömleği olacağın Yakup’da
Açılacağım geceler boyu
Seyredeceğim bedenimi dervişler gibi
Gündüzleri sıralayacağım nağmaleri
Bitmeyecek çığlıklarım
Bitmeyecek ahım,figanım
Bitmeyecek…

İliklerini kaybeden düğmeler gibi
Sökülüp sedef dallarında çöllerin
Mecnun var diye Leyla bilinmez ki
Leyla yok diye ağlayacaktı mecnunlar
Yoklukla yazılacaktı her şiir
Yoklukla damıtılacaktı gül suyu
Yoklukla ağlayacaktı geceler,
Yoklukla ağlanacaktı her gece…

Şimdi kim bilir hangi boşlukta çiziyorsun gözlerini
Ellerini hangi uzatıyorsun bilmiyorum
Nereye baktığını da görmüyorum üsteli
Gözlerin benden öte diyarları seyrediyor
Gülümsemiyor parmak uçların eskisi gibi
Saçların tel tel savrulmuyor rüzgarlarda
Sen de bitmeyecek çığlıklardasın
Sen de çığlık çığlığasın

Sondan başa işliyor saatim işte
Son anındayım ‘’ bitti’’ sessinde göz yaşlarım
Çağlıyor çağlıyor seller boyunca
Hangi filistindir bu yüreğime bıraktığın
Hangi sapan taşıdır intifadanın
Çölleri sarsar..Ah yar! Bu çağlayış
Çölleri sarsar…Ahyar! Bu yıpranış

Sondan başa işliyor sessiz saatim
Günler merhaba ile başlamıyor artık
Her güne kelimeleri sıralamıyorm mesela

Denizi görmüyorum eskisi kadar
Karanlıklar mekanım oluyor
Sessiz sürgün yerleri dinginliğim
Kursağımda cam kırıkları hissediyorum
Bu gün ben başka bir Filistin oldum
Şehitler verdim kandan boğulmuş
Yenik düşmüş savaşlarda
Fethedemedim bu gün zamanı
Bu gün ben başka bir savaş oldum
Yenik düştüm siyahlığında gecenin
Yokluğun darmadağın etti sözlerimi

Korktum.Hem de yıllar var ki
Korkmadığım kadar
Bu gün ben Filistinli bir ananın
Gözyaşları oldum
Yenildim.Ah yar! Yenildim
Ezikliğiyle vuruldum
Yırtıldım bu gece
Şiirlerim sustu,kalemim tükendi
Bu gün ben yokluğunda
Filistinin duvarlarında
Yapışıp kaldım
Yenik düştüm..Ah yar!
Yenildim…

Saçlarında akıp kaybolmalıydım halbuki
Gözlerinden içmeliydim kevseri
Savaşmalıydım halbuki yırtarcasına bedenimi
Ama yenik düştüm işte..Ah yar!
Yenik düştüm…tutamadım göz yaşlarımı
Bu yüzden ben bu gece başka bir savaş verdim aşka
Ah yar! Yenildim yokluğuna

Kayboldum darmadağın,
Yıkık,bulanık,ezik
Metropoller yansıtmadı hüznümü
Mezarlıklar taşımadı bedenimi

Ağlasam çağlar boyu
Ağlasam çağlayanlar gibi
Acaba anlar mıydın beni..Ah yar!
Anlar mıydın…
Ah yar! Gitmeyi bilemedim
Bilemedim ayrılmayı gözlerinden
Bütün savaşlarım bu yüzdendi
Bu yüzdendi yangınlığım

Şimdi kendimi bir Filistinli
Çocuğun gözlerine bırakıyorum
İntikam alırcasına her şeyden
Saldırıyorum,kusuyorum hıncımı
Taşlar boyu
Ben Filistin oluyorum
Filistin gözlerinden uzakta

Bilal CAN

Go get Adobe Flash Player!

Share this Post[?]
        

Genç
Siviller 1. Geleneksel CHP – Anayasa Mahkemesi Dosya Taşıma Yarışması

Genç Siviller
1. Geleneksel CHP – Anayasa Mahkemesi Dosya Taşıma Yarışması düzenliyor.
Her anayasa değişikliğinden sonra Anayasa Mahkemesi’ne koşan CHP’yi
yoğun günlerin beklediği bir dönemde, CHP’ye kalifiye elemanlar
kazandırmak amacıyla düzenlenen yarışmanın START’ı CHP Genel Merkezi
önünden verilecek. 28 Mart Pazar günü Saat 12.00’de başlayacak koşu
İncek Köyü’nde bulunan Anayasa Mahkemesi’nde sona erecek. VARIŞ
çizgisini ilk geçen kişi yarışmanın galibi olacak ve CHP’de istihdam
edilmek için büyük bir avantaj kazanacak.

Yarışmacılar koşu
boyunca, içi bir anayasa değişikliğini şikâyet etmeye yetecek kadar
kağıtla dolu olan pembe devlet malzeme ofisi dosyası taşıyacaklar.

12.00 CHP Genel
Merkezi Önü – Ankara

 
Share this Post[?]
        

 

Ordunun, medyanın, yüksek mahkemelerin ve dev anası sivil olmayan toplum kuruluşlarının el ele vererek gerçekleştirdiği dünyanın en ahlaksız post-modern darbesi 28 Şubat’ın yıl dönümünde;

28 Şubat bin yıl sürecek diyenlere

Bin yıl sürmesi için toprak altında vatandaşına atılmak üzere bomba saklayanlara

Bin yıl sürmesi için alçakça eylem planları hazırlayanlara

Bin yıl sürmesi için kalan son hukuk kırıntılarını da hiçe sayıp yargı darbesi yapanlara

Bin yıl sürmesi için çocukların üniversite puanlarına göz dikenlere

28 Şubat’ın bin yıl sürmeyeceğini söyleme zamanı geldi!

Pardon ama artık sizin bu saçmalıklarınızı çekemeyeceğiz.

Erken Final:  BİN YILIN SONU

28 Şubat 2010 Pazar – 15.00

Taksim Tünel’den Taksim Meydan’a

70 Milyon Adım Koalisyonu

http://70milyonadim.wordpress.com/

Share this Post[?]
        
evvelzaman.net

evvelzaman.net

 

Haiti… batı yarımkürenin en yoksul ülkesi.
Venezüella ve Kolombiya’nın kuzeyinde, Dominik C’nin bitişiğinde. Küba’yla burun buruna.
Nüfusu 8,5 milyon civarında.
12 Ocak günü 7 şiddetinde bir depremle darmadağın oldu.
500 bin kişi kayıp.
Ölü sayısı 200 binin üzerinde.
Hemen her aileden birileri ölmüş.
Haiti’de bir evlat acısı, yetimlik, öksüzlük fırtınası esiyor.
Ölüm, adeta Haiti’ye el koydu.
Şok geçirmiş yoksul bir halk sarsıla sarsıla ağlıyor…
Başkent Port-au Prince’de insanlar ceset kokusundan nefes alamıyor.
Meydanlar, otoparklar, sahiller, halı sahalar cesetlerle dolu.
Yardımların gecikmesini protesto etmek için caddelerde cesetleri üst üste yığıyorlar.
İnternet sitelerinde, Haiti fotoğraflarından önce uyarılar yer alıyor: “Bazı okurlarımız bu fotoğrafları görmeye dayanamayabilir.”
Haiti’de yaşanan felaketten ötürü neden içimiz sızlamıyor?
Nasıl oluyor da ekranlarda göbek atmalar, sulu zırtlak eğlenceler bir saniye ara vermeksizin devam ediyor?

Siyasetin hırgüründe bir duraksama olmuyor.

Gündelik telaş aksamıyor.

Öğretmenlerin, avukatların, esnafın, doktorların, taksicilerin… yüzünde bir teessür esintisi belirmiyor.

Alışveriş merkezlerindeki tüketim konsantrasyonu dağılmıyor.

Sofralarda bir iştahsızlık başgöstermiyor…

Haiti uzak diye mi? Bugüne dek Haiti’yle, Haitililerle hiç işimiz olmadı, selamlaşmadık diye mi?

İlgisi yok.

Bu duyarsızlığın, vurdumduymazlığın nedeni vicdan uyuşukluğu, zeka geriliği, bencillik, açgözlülük ve cehalet.

İnsana yabancı, hayatı anlamayan, ölümü düşünmeyen, dünyayı tanımayan mahluklara dönüştük.

Hassasiyet, dikkat, titizlik, zarafet hak getire.

Hayvani hoyratlık, sürgit nobranlık, zırdeli gösterişçiliği ve dizginsiz bencillikten sıyrılamıyoruz.

Demek ki ölümü hiç aklımızın ucundan geçmemiş.

Demek ki insanı hiç tanımamışız.
Kaderi, felaketi, tabiatı, yoksulluğu, derdi, kardeşliği, matemi, teselliyi, dostluğu bilmiyoruz.
İnsani reflekslerimiz körelmiş.
Kapitalizmi, rekabeti, tüketimi, başarıyı, reklamı iyice özümsemişiz.
“200 bin ölü mü?!” diye soracağımıza “Haiti neresi lan?” diyoruz.
Haiti’yi paramparça eden deprem, bizim çözülmüşlüğümüzü; orada çürüyen yüzbinlerce ceset, bizim kokuşmuşluğumuzu yansıtıyor.

“Ne kokuşmuşluğu birader? Haitililer için ne yapabileceğimizi söyle, bir yol göster bari” diyenlere:
http://www.ihh.org.tr
http://www.kizilay.org.tr
http://www.akut.org.tr

Murat Menteş

Share this Post[?]
        

Başbuğ’a Tepki(m) Var

Posted by admin under Gündem

 

Genelkurmay Başkanı önceki gün Trabzon’da bir basın toplantısı yaptı.Neler söylediğini azçok biliyorsunuz.Başbuğ’un yaptığı bir  inkar politikası. Hazırlanan bazı andıçların medya mensuplarını hedef aldığı biliniyor. Şimdi çıkıp da medyayı, akademisyenleri, siyasetçileri suçlamak bence yanlış bir tutum. Başbuğ’un temiz sayfa açıp, ‘Geçmişte böyle hatalar yapıldı ama bundan sonra daha dikkatliyiz’ demesi gerekir. Ama hâlâ inkâr politikası yapılıyor. Güçlükonak katliamı, 33 er katliamı, bazı faili meçhul cinayetlerin daha sonra ortaya çıkması, JİTEM yok denilirken birdenbire var olduğunun anlaşılması ve Cem Ersever’in JİTEM’in bir başka kanadı tarafından öldürülmesi, Poyrazköy kazısında ortaya çıkan silahlar, bu silahların İlker Başbuğ tarafından içi boş diye küçümsenmesi, darbe planlarının ortaya çıkması. Biz bütün bunları biliyoruz, yaşadık ve hepsi meydanda.

İlker Başbuğ, kendinde, siyasetin her yönü hakkında görüş bildirme hakkı olduğunu düşünüyor. Ne söylediklerinden çok, bu hakkı kendinde görüyor olması problemlidir. Maalesef bu da çok eski bir geleneğe dayanıyor ve hâlen Başbuğ açısından değişmiş değil. Bu düşünceleri Trabzon’da bir gemide değil, bir binanın bodrum katında seslendirmiş olsa da bir şey değişmeyecekti aslında. Ancak Türkiye’de değişen şudur: Artık Genelkurmay Başkanı böyle bir açıklama yaptığında ‘doğal’ karşılamayan ve buna tepki gösteren insanların sayısı bir hayli kabarık. Bu da meselenin bence önemli yanıdır. Değişimin zaten hissedildiği alan da budur.

Genelkurmay siyasetten uzak durması lazımken siyastin göbeğine yerleşti adeta..Gazetecilere veryansın etmesi çok garip geldi bana.Kimin ne deyip ne demeyeceğine Genelkurmay Başkanı karar veremez. Bu ülkede ifade özgürlüğü var. Herkes istediği gibi konuşabilir. İfade özgürlüğünü kullanamayacak tek grup varsa o da elinde silah olanlardır. Eğer konuşmak istiyorsa elindeki silahı bırakıp sivil olsun. Bu ülkede emekli korgeneraller hakimleri korkutmak için evlerinin yakınlarında bomba patlattıklarını söylüyorlar ve bu insanlar hakkında hiçbir işlem yapılmıyor. Terör eylemleriyle Genelkurmay irtibatlandırılmak istenmiyorsa bu tip olaylarda gerçekleri açığa çıkarmak zorunda.

Askerlerimiz görevlerini yapsın başka bişey istemiyıruz..Kendilerine menate edilen askerlere sajip çıksın başka bişey istemiyoruz.Bu günleri göreceğiz inşallah..Gidişat o yönde..

 

Share this Post[?]
        

Yazıklar olsun Turkcell..

Posted by admin under Gündem

Merhaba arkadaşlar.
Haziran ayı içinde 2 Avea’da olan hattımı Turkcell’e taşıdım.
Taşımak için çok ince eleyip sık dokudum.
Avea’dan Turkcell’e hattımı taşımamın sebepleri;

Turkcellin yeni tarifesi olan her yöne 1200dk Bizbize Kamu tarifesiydi.
2011 yılına kadar herhangi kalıcı bir tarife olduğu, herhangi bir değişiklik yapılmayacağını tahahüt ediyorlardı.
1200 dakikayı aşımdan sonra sabit 35TL üzerine her dakika için 24 Kr ödeyecektik.
1200 dakikayla ilgili kullanım süresini Turkcell’e mesaj atarak öğrenebiliyorduk.(Fakat son 48 saati bize bildirmiyorlardı. Bildirmiyorlardı diyorum çünkü bildirme imkanları var.)

Zaman içinde bu BizBize Kamu 1200 dk 35TL tarifesinin satışını durdurdu ve yerine 45TL olan 1500dk tarifesini koydular. Yaklaşık Temmuz aylarındaydı. Her ne hikmetse olaylar bu yeni tarifenin çıkmasıyla başladı.

Öncelikle ardı arkası bitmeyen bu 1500dk’lık tarifeyi satmak için gelen mesajlar. Sadece 10TL daha fazla ödeyin 45TL’ye Turkcell’e daha fazla konuşun. Sadece 10TL daha fazla vererek daha fazla konuşmak için yok şu numaraya cevap mesajı yazın vs vs.

Baktılar mesajlara tepki vermiyoruz. Müşteri hizmetleri aradı beni. Efendim sizi 1500dk’lık olan tarifeye geçirelim. 10TL ye 5 saat daha fazla konuşun vs vs. şekilde beni ikna etmeye çalışıyordu.

Halbuki ben ayda en fazla 500-600dk konuşuyordum. 500-600 dakikalık sürelerede zorlaya zorlaya çıkabiliyordum. Neden 10 TL daha fazla ödeyip 5 saat daha fazla konuşayım ki. Zaten her ay 35TL karşılığında 20 saat kadar bir konuşma süresi veriyorsunuz ve ben bu 20 saatlik konuşma süresinin 10 saatini ancak harcayabiliyorum. Neden daha fazla para ödeyerek tarifemi değiştireyim ki.

Olan olay son fatura ile oldu. Hatlarımdan birinin faturası 25TL fazla geldi. Halbuki biz 1200dk’lık süreyi aşmadık, eminiz. daha en az 300-400dk vardı. Bunun için telefonunum daki zaman sayaçlarını takip ediyorum.

Müşteri hizmetlerini aradığımızda 21 dakikalık bir önceki aydan süre aşımımız varmış ondan 25 TL fazla gelmiş. 21 dakikalık konuşmanın dakikası 1TL olsa en fazla 21TL gelir ki daha Türkiyede dakisını 1TL olan bir ücretlendirme yok.

Ayrıntıya bakalım dedim, onuda parayla satıyorlar, sanki ben görüşmelerimle ilgili kayıtları tutuyorum. Tabiki siz bir itiraz olduğunda ayrıntıya bakmalısınız, ve bu itiraz sonucunda resmi olarak bu ayrıntıyı bize bildirmelisiniz. Sanki çok zor bu ayrıntıyı Turkcell online web sitesinden göstermek. Sanki çok bir maliyeti varda, müşterilerinden para talep ediyorsunuz.

Baktılar kimse değiştirmiyor, Turkcell şu anda zorla değiştirme politikaları uyguluyor. Önce 1200 dk dan sonraki süre aşımındaki dakikalık 24Kr’luk ücretlendirmeyi 60Kr’şa çıkardı.

Şimdi de bize sormadan süreyi 1500 dk çıkarmış. Bu 1500 dakikayıda Turkcell’den Turkcell’e 500dk, diğer GSM’lere 500dk ve sabit hatlara 500dk olacak şekilde sınırlandırmışlar. Sanki verdikleri tarife her yöne sınırsızda bizde bu tarifeyi suistimal ediyoruz. Yok böyle birşey.

Şimdi de konuşma sürelerimizi öğrenemiyoruz. Mesaj attığımız da teknik bir sorun dolayısıyla bir sonraki fatura kesimine kadar, bilgi veremiyoruz diyorlar.

Ne şimdi ben bayramda süreyi aşıp aşmama kaygısıyla kimseyi arayamayacakmıyım.

Arkadaşlar sizlere tavsiye, bu hattımı başka gsm operatörünede taşısam, bu tür uygulamalara maruz kalmayacaksınız diye birşey yok. Diğe operatörlerlede aynı durumları yaşabilirsiniz.

Sizlere tavsiyem hattınızı taşırken veya bir tarife seçerken imzalayacağınız sözleşmeyi iyi okumanız, anlamadığınız yerleri bir bilene danışmanız.

Artık kurum ve kuruluşlara inancım kalmadı. Bankalar neyse, Gsm operatörleri o.

Yazıklar olsun Turkcell..

Share this Post[?]