
evvelzaman.net
Haiti… batı yarımkürenin en yoksul ülkesi.
Venezüella ve Kolombiya’nın kuzeyinde, Dominik C’nin bitişiğinde. Küba’yla burun buruna.
Nüfusu 8,5 milyon civarında.
12 Ocak günü 7 şiddetinde bir depremle darmadağın oldu.
500 bin kişi kayıp.
Ölü sayısı 200 binin üzerinde.
Hemen her aileden birileri ölmüş.
Haiti’de bir evlat acısı, yetimlik, öksüzlük fırtınası esiyor.
Ölüm, adeta Haiti’ye el koydu.
Şok geçirmiş yoksul bir halk sarsıla sarsıla ağlıyor…
Başkent Port-au Prince’de insanlar ceset kokusundan nefes alamıyor.
Meydanlar, otoparklar, sahiller, halı sahalar
cesetlerle dolu.
Yardımların gecikmesini protesto etmek için caddelerde cesetleri üst üste yığıyorlar.
İnternet sitelerinde, Haiti fotoğraflarından önce uyarılar yer alıyor: “Bazı okurlarımız bu fotoğrafları görmeye dayanamayabilir.”
Haiti’de yaşanan felaketten ötürü neden içimiz sızlamıyor?
Nasıl oluyor da ekranlarda göbek atmalar, sulu zırtlak eğlenceler bir saniye ara vermeksizin devam ediyor?
Siyasetin hırgüründe bir duraksama olmuyor.
Gündelik telaş aksamıyor.
Öğretmenlerin, avukatların, esnafın, doktorların, taksicilerin… yüzünde bir teessür esintisi belirmiyor.
Alışveriş merkezlerindeki tüketim konsantrasyonu dağılmıyor.
Sofralarda bir iştahsızlık başgöstermiyor…
Haiti uzak diye mi? Bugüne dek Haiti’yle, Haitililerle hiç işimiz olmadı, selamlaşmadık diye mi?
İlgisi yok.
Bu duyarsızlığın, vurdumduymazlığın nedeni vicdan uyuşukluğu, zeka geriliği, bencillik, açgözlülük ve cehalet.
İnsana yabancı, hayatı anlamayan, ölümü düşünmeyen, dünyayı tanımayan mahluklara dönüştük.
Hassasiyet, dikkat, titizlik, zarafet hak getire.
Hayvani hoyratlık, sürgit nobranlık, zırdeli gösterişçiliği ve dizginsiz bencillikten sıyrılamıyoruz.
Demek ki ölümü hiç aklımızın ucundan geçmemiş.
Demek ki insanı hiç tanımamışız.
Kaderi, felaketi, tabiatı, yoksulluğu, derdi, kardeşliği, matemi, teselliyi, dostluğu bilmiyoruz.
İnsani reflekslerimiz körelmiş.
Kapitalizmi, rekabeti, tüketimi, başarıyı, reklamı iyice özümsemişiz.
“200 bin ölü mü?!” diye soracağımıza “Haiti neresi lan?” diyoruz.
Haiti’yi paramparça eden deprem, bizim çözülmüşlüğümüzü; orada çürüyen yüzbinlerce ceset, bizim kokuşmuşluğumuzu yansıtıyor.
“Ne kokuşmuşluğu birader? Haitililer için ne yapabileceğimizi söyle, bir yol göster bari” diyenlere:
http://www.ihh.org.tr
http://www.kizilay.org.tr
http://www.akut.org.tr
Murat Menteş
Share this Post[?]