Ramazan ayı gelince doğal olarak oruç ile ilgili sorularda soruluyor. …Sorulan sorulardan biriside adetli kadının oruç tutup tutamayacağı ile ilgili..
Bu soruyu son yıllarda daha sık duyar oldum desem yalan olmaz..Eskiden İlahiyat okuduğum 94 -99 yılları arasındada bu tip sorulara rastladığımı hatırlamıyorum..
Belkide vardı ama ilgimi çekmediği için bu konuya tabiri caizse fransız kaldım..
Sorunun cevabına dönecek olursak;Abdülaziz Bayındır Hocamızın konuya verdiği cevabı paylaşıyorum…
“Kur’an Işığında Doğru Bildiğimiz Yanlışlar” kitabımızda ve www.suleymaniyevakfi.org adlı sitemizde yayımlanan “Âdetli Kadının Orucu ve Namazı” başlıklı yazımızda, adetli kadının oruç tutması gerektiği ama namaz kılamayacağı, delilleriyle ispatlanmıştır. Ancak konunun fıkıhtaki takdim şekli, bazı kesimlerde kafa karışıklığı meydana getirmektedir. Çünkü kitaplarda, adetli ve loğusa olan kadının namaz kılamayacağı ve oruç tutamayacağı, tutamadığı oruçları daha sonra kaza edeceği ama namazları kaza etmeyeceği yolunda icma olduğu ve bunun sahih hadislere dayandığı yazılıdır. Bu sebeple konunun dikkatle incelenmesine ihtiyaç vardır. Aşağıdaki soru ve cevabı bu açıdan önemlidir.
SORU: Âdetli kadının oruç tutamayacağı ve namaz kılamayacağı, tutamadığı orucu daha sonra kaza edeceği ama namazı kaza etmeyeceği konusunda icma olduğu, hem fıkıh mezhepleri hem de geniş bir kitle tarafından kabul edilmekte ve buna şu hadisler delil getirilmektedir:
Hamne binti Cahş, Peygamber (s.a.s)’e, kendisinden çok kan geldiğini, bunun kendisini namaz ve oruçtan alıkoyduğunu söyleyince ona:
“Allah’ın bilgisine uygun olarak (her ay) altı ya da yedi günü âdet kabul et, sonra da temizlendiğine kanaatin geldiğinde gusül al ve yirmi üç ya da yirmi dört gece-gündüz namazı kıl, orucu tut!” buyurmuşlardır.
Muâze, Âişe’ye (r.anha); “Âdetli kadının orucu kaza ettiği hâlde namazı kaza etmemesinin sebebi nedir?” diye sorunca bana dedi ki: “Sen Hârîcî misin yoksa?”
“Ben Hârîcî değilim, ancak soru soruyorum” dedim. Aişe şöyle dedi: “Biz Resûlullah (s.a.s) dönemindeyken bu hâl geldiğinde biriyle emrolunur, diğeriyle emrolunmazdık. Resûlullah, orucun kazasını emreder, namazın kazasını emretmezdi.”
İmam Nevevi, İbn Hazm, İbn Rüşd ve İbrahim Halebî, âdetli kadının oruç tutmasının haram olduğunu, bu konuda ümmetten farklı görüş bildiren bir müctehidin çıkmadığını haber vermişlerdir.
İmam Nevevî der ki: Her kim; “Bu rivayet orucun haramlığına delil değildir, onda sadece orucu açmaya cevaz vardır. Âdetliye oruç, yolcuya olduğu gibi caizdir, haram değildir vs. derse ona şöyle cevap verilir: Sahabe kadınlarının ibâdet konusundaki içtihatları sabit olduğu gibi ibâdete olan düşkünlükleri de bilinir. Eğer oruç caiz olsaydı onlardan bazıları bunu muhakkak yerine getirirdi.”
Bu hadislere ve oluşan icma aykırı bir tutum sergilemenizin sebebi nedir?
CEVAP: Adetli kadının oruç tutacağını ama namaz kılamayacağını söylerken Kur’an’a ve onun uygulaması olan sahih hadislere dayandığımızı yukarıdaki yazımızda belirtmiştik. İcma da buna göre oluşmuştur. Ancak tarih içinde kaza (قضى) kelimesine verilen farklı anlam, yanlış ciddi yanılgılara yol açmıştır. Nitekim talak, iftidâ (kadının evliliğe son verme hakkı), küçüklerin evlendirilmesi, recim vs. gibi birçok konuda benzeri yanılgılar vardır.
Önce ilgili hadislere sonra oluşan icmaa bakalım, en sonunda da yanılgının ana sebebini anlatalım.devamı için tıklayınız.
Share this Post[?]






Add A Comment