Evvelzaman

özge dünyam…

Archive for Aralık, 2009

Çocukluğumda çocuklarının hijyenine önem vermeyen aileleri görürdüm.Bu çocuklar her nedense bizim gibi hijyen konusunda titiz ailelerin çocuklarına göre  daha sağlıklı olurlardı.Ama ilmi dayanağım yoktu..

Bundan sonra var:)Bu ilmi dayanağı  California Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden öğrendim.

 Orada yapılan araştırmalar pasaklı, kirli çocukların temiz, hijyenik çocuklara göre ilerki yaşlarda daha sağlıklı olacaklarını göstermiş . Çocukları sürekli temiz tutmaya çalışırken cildin üzerindeki faydalı bakterileri de mikroplarla birlikte yok ediyormuşuz.

Bundan sonra çocuklara özgürlük:)

Konu:Pasaklı çocuklar daha sağlıklı

Share this Post[?]
        
evvelzaman.net

evvelzaman.net

Notebooklar için performans Açısından Önereceğim Programlar

Notebooklar için performans çok önemli.Herkes bilgisayarının hızlı olmasını arzu eder elbette.Hız için her ne kadar pc kongfirugasyonu önemliyse de ,o iş için kullanılan programlarda ayrı bir önem taşıyor.Sizlere işte o programlar içinde beğendiklerimi paylaşmak için bu yazıyı kaleme aldım..

Video Oynatıcı:

1. The Kmplayer
2. Video Lan Client (VLC)
3. Media Player Classic

The Kmplayer gelişmiş özelliklerine rağmen netbooklar için uygun değil. En küçük video dosyalarında dahi açılışı uzun sürüyor. Vlc media player da kmplayer gibi ağır kalan programlardan. Denediğim bu 3 program arasında en performanslı olanı media player classic idi. Videoların açılış süresi bariz bir şekilde kısa ve farklı videolar arasında fazla zaman kaybetmeksizin geçiş yapabiliyorsunuz. Media Player Classic’in K-lite codec pack ile bir netbook için en iyi tercih olduğunu düşünüyorum. Tabii bu söylediklerim 720p ve üzeri dosyalar için geçerli değil. Bu yüksek çözünürlükler için yeni sürümleri ücretli olan coreavc‘nin işe yaradığı söyleniyor ancak denemedim. Bir netbook’u bu kadar zorlamanın gerekli olmadığını düşünüyorum.

Mp3 Oynatıcı:

1. Winamp Lite
2. Aimp2
3. Foobar 2000

İlk olarak aimp2′nin çok iyi bir program olduğunu söyleyebilirim ancak bir netbook için kmplayer gibi ağır kaçıyor. Açılış süresi uzun. Winamp alışkanlıktan dolayı tercih edilebilir ancak foobar 2000 netbook üzerinde en seri çalışan mp3 oynatıcı.

Tarayıcı:

1. Internet Explorer 8
2. Firefox 3.5.5
3. Opera 10
4. K-Meleon 1.5.3
5. Google Chrome 4.0.249.25 dev

Tarayıcılar arasında hız ile birlikte kullanılabilir alan da önemli. Netbookların standart dışı ekran çözünürlükleri (1024*600) kullanılabilir alanı kısıtlıyor. Yukarıdaki programlar arasında bir netbook için en uygunsuz olanı maalesef Firefox. Gerek ram canavarı olması gerekse de uzun açılış süresi bir netbook kullanıcısını çıldırtmaya yeterli. Opera hız açısından makul seviyede iken, internet eplorer ise firefox ve opera’ya kıyasla hızlı ancak kısıtlı özelleştirme seçenekleri sebebiyle tercih edilmesi zor. K-Meleon Gecko motoru üzerine inşa edilmiş ancak tam oturmamış bir tarayıcı. Sık sık hata veriyor. (en azından bende). Netbook üzerinde gerek açılış süresi, gerek sayfa geçişleri, gerek tepki süresi olarak en uygunu Google Chrome. Developer sürümü ile bir eksik olan eklenti özelliğine de kavuştu. Ayrıca kullanıcıya daha çok kullanılabilir alan sunuyor.

Newsreader:

1. Windows Live Mail
2. Mesnews

Mesnews kullanılabilir alan olarak da hız olarak da Live Mail’e toz yutturuyor. Ayrıca geniş bir özelleştirme yelpazesi sunuyor.

Resim Görüntüleyici:

1. Picasa 3
2. Xnview

Yukarıdaki iki program arasında Xnview picasaya kıyasla daha performanslı ve gelişmiş özelliklere sahip. Ama ben Irfanview i tek geçerim.Bunun yanında  slowview gibi programlar da kullanılabilir.

Kişisel görüşlerim her türlü eleştiriye açıktır..

Share this Post[?]
        
öğle namazına nasıl kalkılır

öğle namazına nasıl kalkılır

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

35 yaşına kadar ateist olarak yaşayan, beş yıl önce Kuran’ı Kerim’in etkisiyle hidayete erdiğini söyleyen Bülent Akyürek namaz konusunda çok konuşulacak bir kitaba imza attı; Öğlen namazına nasıl kalkılır?

Cemil Tokpınar’ın Sabah Namazına Nasıl kalkılır  kitabından sonra ” Öğle Namazına Nasıl Kalkılır ” kitabıda çıktı.Yazarı Bülent Akyürek. 35 yaşına kadar ateist olarak yaşadı.Ahmet Hakan’ın O’nun için ”En Yiğit İslamcı” diyor.Bu kitap çok konuşulur bence..

Kitap’tab beğendiğim pasajlar;

“Dünyaya Ahmedinecat’ın karısı olarak gelmek ve ona milyonlarca çocuk doğurmak isterdim!”

“Kuran-ı Kerim’in sopasını yedim ve kendime geldim”

“Çocuğunuza bir sakız alan amcaya hemen teşekkür etmesini öğretiyorsunuz ama namaz kılarak Rabbinize şükretmediğiniz gibi çocuklarınıza namazı aşılamadan başkalarına teşekkür etmesini öğretiyorsunuz. Çocuklarımız nezaket sahibi bir insan olarak cehenneme giderlerse ne yapacağız? Hangisi daha önemli? Çocuk, her şeye teşekkür ettiği zaman rızkın Allah’tan geldiğini unutuyor…”

“Namazın hayatımızı düzene koyabilmesi için onu aksatmadan, bıkmadan sürekliliğini sağlamamız gerekiyor. Abdest alıp bekleyeceğiz, bir müddet seccadede dualarla bekleyeceğiz, içimizi şeytanın vesveselerinden arındıracağız, Allah’ın dışındaki tüm şeylerden uzaklaşacağız, bu dünyadan kopacağız yani. Namaz surelerinin anlamlarını idrak ede ede okuyup anladıkça, namazdan sonra nasıl bir duruş ve bekleyişe sahip olacağımız anlaşılacaktır.”

“Namaz kılmayan birçok insan “Allah affetsin kılmıyorum ama…” diyor. Aman Allah’ım! Bu ne merhamet, bu ne alçak gönüllülük. “Allah affetsin” diyerek kendisini anında bağışlayan insan üç kuruş alacağı için borçlusunu bağışlıyor mu acaba? Bunu söyleyen insanın kalabalık bir otobüste ayağına basın, anında kıyameti koparacaktır. Cüretimiz, terbiyesizliğimiz, utanmazlığımız öyle bir aşamaya geldi ki artık Allah’ın yerine de kendimizi bağışlıyoruz.”

Kimse kusura bakmasın, ben beş vakit namaz kılmayıp  yalnızca Cuma  namazlarını kılan bu adamlara “Bizim Hıristiyanlarımız” diyorum ve yapılan eylemin masum bir şey olmadığını iddia ediyorum. Beş  vakit namaz kılmayıp Cuma’yı, Bayram namazını, teravih namazını kaçırmayışımız bana biraz ticari geliyor. Çünkü saydığımız namaz türleri cemaatle oluyor. Mahallenin esnafı en azından Cuma günleri camide görünerek diğer Müslümanları kendisine müşteri o larak tutabiliyor. Allah’tan, cehennem azabından korkmayıp namazlarını kılmayan ama kullardan utanıp cemaat namazlarını kaçırmayan insanımızın durumu içler acısıdır.”

Devletin görevlerinden birisi de bireylerin emniyetini sağlamaksa namazı özendirmesi gerekiyor çünkü ben namaz kılan bir toplumda daha emniyet içinde yaşayacağıma inanıyorum.
Devlet “Dumansız hava sahasına önem verdiğinin yarısını bu işe verseydi zaten sigara, alkol, kumar kendiliğinden yok olacaktı.
 
 
Müslüman uzlaşmaz. Onun değerleri ilahidir ve o değerlerin karşılığı bu dünyada değildir. Bizim takas edecek şeyimiz yok!
 
 
 
Protokol sandalyesi, hadımlaştıran bir mevkidir.Orada gözler senin de üstünde olacağından kıpırdayamazsın, konuşmacının en salak cümlesini bile alkışlamamak gibi bir şansın yoktur, ara sıra kırılan gururunu tamir etmek için bacak bacak üstüne atarsın ve elindeki bir bardak suya okyanustaki sandal gibi tutunarak karaya çıkmaya çalışırsın Şimdi bu adamlar orada olmaktan zevk mi alıyorlar. Onlara göre evet ama bana göre tabi ki hayır!
 
 
Ne zaman İsrail, Filistine bomba yağdırsa biz Müslümanlar Cihad ayetlerini saklayıp, bol bol sabır ayetlerine sarılarak kermesler kurup içli köfte, gözleme satarak, Filistin için günah çıkartıyoruz.
Gözlemeler yenilirken duvarlarda asılı resimlerde ölen çocukların kanlı suratlarını izleyerek Oradan iki de ayran ver hele!demeyi ihmal etmiyoruz. Aynı bilinçsiz, donuk bakışlar, aynı Kâbe’sini kaybetmiş vücut yalpalamaları, sessiz, sıkıcı ama bir cumartesiyi orada harcamanın yürek hafifleten tavrıyla dini vecibelerimizden Cihad” emrini yerine getirmiş oluyoruz.
 
 
Ateist bir geçmişi olan bu zavallı yazarın tecrübeleri herkese ibret olsun! Kontrolsüzlük hissi acı vericidir… “Beni aklım kontrol ediyor.” dediğinizde, insan aklının geçirdiği evrelere göz atmanız yeterlidir.
Bakın, dünya düzdü yuvarlak oldu! Yuvarlak da değil elipsmiş! Hem Galileo hem de Engizisyon haklı çıktı bu durumda.
 
 
Bakın, zalim kişilere veya zalim devletlere Zalimsin” diyebilecek erkek bir Müslüman devlet kalmadı.
Bütün kitaplarımda bıkmadan bahsediyorum: Biz erkekliğimizi yitirdik.
 Kuran’ın, Allah’ın kılavuzluğunda yürümediğimiz için bacaklarımız titriyor. Yeryüzü kâfirlerin zulmü altında inliyor. Bir Müslüman devlet, zulmü durdurmak adına eline kılıç alamıyor
 Hepimiz konforun esiri olduk. Erkeğin en cesuruna Kadın Simsarı denir. Müslümanların modeli kadın satan simsarlar olmalı!
 
 
İş yerinde söz olur. diye namazını kılamayan korkak Müslümanlara bakınca, kadın simsarlarına saygı duymamak, cesaretlerini kutlamamak elde değil…
 İsrail’i patatesli gözleme, içli köfteyle yeneceğini zanneden Kermes Müslümanları, Kuran’daki Demir Suresi’nin sırrını çözebilselerdi, peygamberin ezik ve zulme uğramış ümmeti ayağa kalkacaktı ama olmadı olmuyor
 
 
Zalimi bağışlamak için elimizden geleni yapıyoruz. Tövbe haşa, konu bir güç karşısında kılıç çekmeye gelince Allah’a yakın bir merhametle dolup taşıyor, uzlaşmanın, diyalogun çarelerini arıyoruz.
 
 
Binlerce Müslümanın kanına girmiş bir kâfir devletin sözcüsüyle siz televizyonda karşılıklı tartışıp, sonunda ona “Size katılmıyorum, sizinle aynı fikirde değilim.dediğiniz andan itibaren alkış kopar, toplumsal ödeşme sağlanır ve uzlaşmacı olmakla da olgun lider tavrını sergileyerek tüm takdirleri üzerinizde toplarsınız.
 Batı’dan getirilen Kınama kültürüne aşina olalı kendi değerlerimizi, dinimizi, namusumuzu savunamaz, haysiyetimiz için kan dökemez hale geldik…
 Bugün “Kamu faydası için yapamayacağınız ahlâksızlık yoktur.

 

Kitabı almak için buradan devam edebilirsiniz.

Konu:Öğle Namazına Nasıl Kalkılır

Share this Post[?]
        

Ölüm

Ölüm

İnsan ve Ölüm…

Üstad N.Fazıl Kısakürek ne güzel dile getirmiş:

Ölüm güzel şey; budur perde ardından haber.

Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?

Ölüm;Güzel Şey..tabi ki anlayana…

Ölüm hak.Bir gün öleceğiz elbette.Ölümsüz yalnızca Baki olan Allah(c.c)’dir. Öleceğimiz o kadar çok tekrarlanıyor ki dünyanın en ağır, en keskin bilgisini umursamıyoruz. Hiç aklımızın ucundan bile geçmiyor. “Hepmizi öleceğiz… Tabi, tabi.. Hepimiz öleceğiz” diyerek öleceğimiz gerçeğini aslında sadece geçiştiriyoruz; düşünmüyoruz bile.

Dikkat! Bir üst paragrafta geçen cümlelerde hep “biz” kullandığım için bu cümleler sanıyorum çok da sarsmadı, ölüm bilgisinin tekrar edilişinden dolayı gözden düşmesi yanısıra aynı şekilde herkesin aynı durumda olduğunu bilmek rahatlatıyor sizi. Okurken, ölüm bilgisini unutmanın endişesini duymak yerine herkesin aynı durumda olması dikkatinizi çekiyor; yani rahatlatan şey “ben yanılıyorsam, herkes de yanılıyor ve yalnız değilim”.

“Müslüman Allah’ı, öleceğini unutmadan günaha giremez” demiş alimler. Günaha girebiliyorsanız bunu unutma kabiliyetinize borçluymuşsunuz. Harkulade bir tespit fakat ,günaha girmede (yani aslında cehennem bilgisine karşı cesur olmada) iki nokta daha var insanoğlunun sığındığı. Bunlardan birincisi ;cehennemde yalnız olmayacağını tasavvur etmek, ikincisi sadece belli bir süre azap ile muhatap olacağını sanmak.

Eğer “Yanacaksak hepimiz yanacağız” diyerek cehennemi hayal ediyorsanız:

İsra – 22 (EY İNSANOĞLU,) Allah’la beraber bir başka tanrı edinme ki kendini kınanmış ve bir başına bırakılmış olarak bulmayasın

Eğer “Belli bir süre kalır çıkarız” diyorsanız:

Bakara 80. Ve onlar: “Ateş, bize birkaç günden fazla dokunmaz” derler. (65) De ki [onlara]: “Allah’tan bir söz mü aldınız -çünkü Allah hiçbir zaman sözünden caymaz- yoksa asla bilemeyeceğiniz bir şeyi mi Allah’a isnad ediyorsunuz?”

65 – Yaygın Yahudi inancına göre, İsrailoğulları’ndan günahkarlar bile öteki dünyada sadece çok sınırlı bir ceza görecekler ve “seçilmiş toplum”a mensup olmaları sebebiyle cezaları çabucak kaldırılacaktır: Bu, Kur’an’ın reddettiği bir inançtır.

Ayetler son derece açık… Aslında hiç de kendimize yakıştıramadığımız o cehennem sandığımızdan çok daha yakın.

Mümkün mertebe kul haklarından uzak duralım inşallah ve Cenab-ı Hak, dünyada cehenneme karşı cesaretimizi kırsın, sonsuz azapta yapayalnız kalmanın pişmanlığından korusun, bize rahmeti ile muamele etsin inşallah.

Konu: Ölüm ve Düşündürdükleri

Share this Post[?]
        

Miladi 2009 yılının bitmesine 24 gün kaldı.Mağazalar yılbaşı için kampanyalarını hızlandırıyor bu sıralar.Her yer Noel Baba ve çam ağaçlarıyla süsleniyor.Adeta bir Hristiyan ülkesini andırıyor büyük şehirlerimiz.Yılbaşı için hediye almaya mecbur bırakan bir zihniyet var.Sanki hediye almaya mecbursun gibi.Okullarda öğrenciler yılbaşı hediyesi için çekilişler düzenliyor,işyerlerinde çalışanlar..
Biz bu duruma nasıl geldik..Eskiden böyle miydi..Tabi ki hayır..1972 yılı doğumlu olarak çocukluğumdaki yılbaşı algılanması ile günümüzdekiler arasında dağlar kadar fark var..
Kimi duyarlı aileler hariç genelde muhafazakar kesim bu çarkın dişlilerine kendilerini kaptırmış adeta..Hiç bir şey yapmadığını söyleyen aileler bile en azından o gün için evine yeni meyva ve çerezler alır,Tv başına geçer ve ekranlardan akan pis kokulara kendini bırakır.Çoluk çocuğu bu imaj ile büyüdüğü için ,yetişkin olup evlendiğinde,anne babasından gördüğü bu yılbaşı etkinliklerine kendiside bişeyler katarak bu çarkın dönmesine katkı sağlar.Güünümüze kadar böyle gelmedi mi..?
PEKİ YILBAŞI KUTLAMASI CAİZ Mİ?
Bu konuyu iyi kavrayabilmek için önce şu ayet ve hadisleri göz önüne getirmek gerekir
1. “Iyilik ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın ve Allah`tan korkup sakının…” (Mâide, 5/2. )
2. “Zulum yapanlara en ufak meyil göstermeyin, yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah`tan başka velileriniz de
yoktur, sonra yardım da göremezsiniz. (Hûd, ll/113.)
3. “O (Allah) size Kitapta : “Allah`ın ayetlerine küfredildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar bir başka söze geçip dalıncaya dek onlarla oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz” diye indirdi. Doğrusu Allah münafıkların da, kâfirlerin de tümünü cehennemde toplayacaktır”. (Nisâ, 4/140)
Konuyu başkalarına benzeme noktasından ele alan hadis-i şerifler vardır. Bunlardan biri şudur:
“Kim herhangi bir gruba benzeşirse o da onlardandır.” (Ebu Davûd, Libas 4) Özellikle bu hadis-i şerif çok önemli psiko-sosyal gerçeklere işaret eder. Şekli benzeşmenin sonuçta itikadı benzeşmeye götüreceğini anlatır.
Ibn Haldun da konuyla ilgili olarak önemli tarihi gerçeklere parmak başar. Mağlupların galipleri taklit etme psikolojisi yaşadıklarını anlatır. (Ibn Haldun, Mukaddime (trc.) I/374-75.)

Yılbaşı dolayısıyla yapılan dinî âyine katılan (Hristiyanlarla beraber bu toplu ibâdeti yapan) müslümanlar en azından haram (büyük günah) işlemiş olurlar.
Dinî âyîne katılmadan yılbaşı dolayısıyla toplantı ve eğlence yapan müslümanlar, bu eğlencelerde ayrıca hiçbir haram işlemeseler dahi, kökeni dinî (İslâm’dan başka ve ona göre bugün mûteber olmayan bir dîne dayalı) olan bir faâliyete katıldıkları ve başka dinden olanlara -dinle ilgili bir konuda- benzer hale geldikleri için günah işlemiş olurlar. Yukarıda kaynağını verdiğimiz, “Bir din ve kültür topluluğuna kendini benzetenler onlardan sayılır” meâlindeki hadîs bu davranışı yasaklamaktadır.
Yılbaşı, takvim, tarih, tatil, eğlence, şenlik ve bunlarla ilgili âdetler bir milletin kültürüdür. Kültür din ve ideolojinin bedenlenmesi, ete kemiğe bürünmesidir. Bu ikisini birbirinden ayırmak mümkün değildir. Eğer birileri din ile kültürü birbirinden ayırmaya, aralarındaki bağı koparmaya kalkışırsa -zor olmakla beraber bunu yapabilirse- kültür ile beraber dîni de değiştirme yoluna girmiş olur.
Bedenini parça parça kaybeden din gider (milletin hayatından çıkar) onun yerine yeni kültürün dîni veya dinsizliği gelir. Kültür ile din arasında böyle bir bağ bulunduğuna göre; kültürün değişmesi dîni yakından ilgilendirir. İslâm’ın beş temel amacından biri dîni (müslümanların hayatında İslâm’ı) korumaktır. İslâm’ın korunmasını olumsuz etkileyen bir davranış, bir kültür değişimi, bir kültür taklidi haramdır, bazan bununla da kalmaz dinden çıkma sonucunu doğurur.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Medine’ye göçünce, burada öteden beri iki bayramın bulunduğunu ve bu bayramlarda kutlama yapıldığını öğrendi. Bayramlar, dînin etkilenmesi bakımından önemli kültür unsurları olduğu için bunları değiştirdi ve yerlerine Ramazan ile Kurban bayramlarını tebliğ etti. Daha pek çok hadîste, başka dinlerle ilişkisi veya sembolik değeri/fonksiyonu bulunan âdet ve uygulamaları müslümanlara yasakladı.

Yılbaşında Müslüman olmanın gereği nedir?
Hepimiz Müslümanız elhamdülillâh. Ama hepimiz Müslümanlığımızın icabını yaşamıyoruz maalesef…

Biz, Müslümanlığın icabını yaşama hâline “dindarlık” diyoruz. Kim inandığı gibi yaşıyorsa, ona dindar insan sıfatını takıyor, dindar adam, diye yâd ediyoruz. Bu sıfat onun hakkıdır zaten.
Siz dindarlığı, zamanın kötülük ve fitnesine karşı giyilen koruyucu bir zırh olarak da kabûl edebilirsiniz.
Aslında dindarlık, sahibini sadece âhirette Cennet’e koyan bir yaşama tarzı olmakla kalmayıp, dünyada da huzura, saadete sevkeden bir yaşama tarzıdır.
Nitekim İsa Peygamber’in doğumu ile Hazret-i Muhammed’in hicretine başlangıç olan yılbaşlarında dindar olanla olmayanın yaşayışını ibretle seyrediyorsunuz.
Dindar olanlar, yılbaşı gecelerinde düşünüyorken, şuur altında bile olsa diyorlar ki:
— Yılbaşı gecesinin mânası, sayılı ömür senelerinin birinin daha bitmesi, ölüm denen kesin âkıbete biraz daha yaklaşılması, gençlik günlerinin tükenip, ihtiyarlık demlerinin gelmesi.. demektir. Nitekim her yılbaşında siyah saçlara biraz daha aklar düşüyor, akların sayısı da biraz daha çoğalıyor.
Öyle ise, böyle gecelerde daha çok sefalete, daha çok sefahete düşmek yerine; daha çok âhirete, daha fazla ebedî âleme meyili olmak lâzımdır. Zira bu hızlı gidiş, – ister ikrar et, ister inkâr – kabire, öteki dünyaya doğrudur.
İşte dindarlık böyle düşündürüp, böyle tedbirli hareket ettirdiği içindir ki, dindar insanın, geçen senelerinden pişmanlığı azdır. Ama kendisini dinî ölçülerle kayıtlı görmeyen başıboş insanlarda ise her yılbaşında böyle bir muhakeme ve düşünceden eser yok. Tam bir şuur ve idrak mahrumiyeti içindeler..
Ölüme bir sene daha yaklaşmanın delilini teşkil eden gecede, hem ahlâkından, hem mâneviyatından, hem de parasından zararlar görmekte, fireler vermekte, pişman olacağı fiilleri çoğaltarak işlemekteler. Birkaç saatlik bu eğlence ve sefahetin arkasından ömür boyu üzüntü ve pişmanlıklar gelmekte…
Onu böyle ömürboyu pişmanlıklara sevkeden şey, İslâm’ın icabını yaşamayışında, yâni, dindar olamayışındadır.
Şâyet dinin emirlerine sadık kalacak bir iman kuvveti, dindarlık emâresi kazanabilse, her yılbaşı, tam aksini düşünmesine, kendisine çekidüzen verip iman ve ahlâk bakımından yükselmesine sebep olacak, geçmişinden pişmanlık duyan bir sefahet ve sefalete düşmeyecek…
Demek ki, yılbaşı gecelerinde kimilerini o hâle düşürüp, kimilerini de bu duruma çıkaran şey, dindar olup olmamaktan başka birşey değildir.
Demek imtihan dünyasıdır bu. Her ikisine de yol açık. İsteyen oraya, dileyen de buraya yönelir. Kimi yılbaşında şuurunu iptal eder. Kimi de ihyâ…
Biz şükrederiz dindarlığımıza, hamd ederiz bizi böyle düşündürüp, amel ettiren Rabbimize.
Bizim yılbaşı anlayışımız ne olmalıdır? Ölmeden önce hesaba çekilmek için ne yapmak gerekir?
Bazıları yılbaşını, ‘vur patlasın çal oynasın’ düşüncesizliğine dönüştürüyorlar, sanki ömürlerinden bir sene gitmemiş, aksine bir sene kazanmışlar gibi sevinç çığlıkları atarak işi sarhoşlaşmaya kadar götürüyorlar.

Kısaca söylemek gerekirse;Müslüman her gece neleri yapıyorsa, bu gece de onları yapmalıdır! Sanki mübarek geceymiş gibi mevlid okutmak, sohbetler düzenlemek uygun değildir. Bu gecenin diğer gecelerden farkı yoktur. Bu geceye değer veriyormuş gibi hareket etmek doğru değildir. Müslüman her gece neleri yapıyorsa, bu gece de onları yapmalıdır!

Konu:Yılbaşı Kutlaması Caiz mi?

Share this Post[?]
        

USB den Windows 7 nasıl kurulur?

Bilgisayarınızda DVD sürücünüz yok ama siz Windows 7 yi kurmak istiyorsunuz.Bildiğiniz gibi Win7 DVD olarak satılıyor..Peki siz bu durumda ne yapacaksınız? Win 7 nin getirdiği güzelliklerden yoksun mu kalacaksınız? Hayır..Sizde  4 GB boyutunda(en az)bir flash disc varsa artık sizde Wİn 7 nin nimetlerinden fayadalanabileceksiniz demektir..Peki nasıl? Buyrun aşağıdaki detayları beraberce yapmaya…

Bu ufak yazılım(Windows 7 USB DVD Download Tool) Microsoft Store da yayınlanmış, DVD sürücüsü olmayan bilgisayarlar için düşünülmüş bir araç. Bildiğiniz gibi Windows 7 bir adet DVD diski ile satılıyor, bu yazılım ile Windows 7 DVD iso dosyasını boot edilebilir halde USB diskinize(en az 4gb olmalı) veya DVD medyaya yazmanızı sağlıyor.

evvelzaman.net

evvelzaman.net

iso dosyası(prg: UltraISO) CD/DVD diskin sabit diske alınan birebir kopyasıdır ve çeşitli programlar ile bu dosyaları CD/DVD ye yazdırabiliriz. Bizim yaptığımız dosyayı birebir özellikleri ile USB flash diske yazdırmak ve bu flash disk ile bilgisayarı başlatıp Windows u kurmak.

Needen? Optik sürücüsü(DVD-room) olmayan bilgisayarlarda kullanılır. İşlem sadece 4 adımdan oluşuyor, sadece bir adet Windows 7 DVD iso dosyasına ihtiyacımız var bunu da varsa DVD niz onu iso olarak bilgisayarınıza kopyalayın yoksa internetten indirebilirsiniz. Yapmamız gerek Windows 7 USB DVD Download Tool(946 KB) isimli programı indirmek, indirdikten sonra programı kurun ve çalıştırın. Programı çalıştırdığınızda ilk ekran Windos 7 DVD iso dosyanızı gözat dan bulup göstermek.

evvelzaman.net

evvelzaman.net

evvelzaman.net

İkinci adımda devam dediğiniz de size USB ye mi yoksa DVD ye mi yazdıracağınızı soracak.

Seçeneğinizi seçtikten sonra görünen ekranda yazdırmak istediğiniz diskin özellikleri görünecek.

USB diski seçtiyseniz diske format atacağı için disk üzerindeki tüm veri silinecektir.

Formattan sonra iso dosyanızdaki Windows 7 yi diske birebir orijinal boot edilebilir olarak yazacaktır.

İşlem bittikten sonra USB diskinizi tüm bilgisayarlarda Windows 7 diski gibi kullanabilirsiniz. Diskinizin hızına bağlı olarak optik sürücünüzden daha hızlı kurulduğunu söyleyebilirim, harici harddisk üzerinde yaparsanız süper hızlı Windows u kuruyor.

Ve aşağıda gördüğünüz gibi USB diskimiz artık Windows 7 diski olarak biçimlendi, bilgisayarı USB disk ile başlatıp kurulum yapabilirsiniz.

İşlemleri yaparken kullandığım işletim sistemi Windows Xp 32 bit(x86), .NET Framework 2.0 kurulu, ikiye bölüme ayrılmış 64GB Usb disk, Windows 7 (x86) (Microsoft-Windows-7-All-Versions-DVD) iso dosyası. Bence işletim sistemi bir seçenek olarak DVD yerine aynı fiyat ile USB disk halinde satılabilirdi yurtdışında böyle yapılıyor olabilir ben burada görmedim. İyi çalışmalar.

USB den Windows 7 kurmak

Share this Post[?]